SEO artık sadece tıklanma değil, "etkileşim sonrası memnuniyet" üzerine kurulu. Google'ın sessiz verilerini anlamlandırmanın yollarını keşfedin.
Yıllardır SEO dünyasının kutsal kasesi "tıklanma oranı" (CTR) idi. Ancak arama motorları artık kullanıcıların linke tıkladıktan sonra ne yaptığıyla ilgilenmiyor; kullanıcıların arama motoru sonuç sayfasından (SERP) hiç ayrılmadan tatmin olup olmadığına odaklanıyor. Buna "Sıfırıncı Tıklama" dönemi diyoruz. Eğer kullanıcının sorusuna doğrudan SERP üzerinde yanıt veriyorsanız, arama motoru sizi bir "bilgi kaynağı" olarak işaretliyor. Stratejinizi, kullanıcıyı sitenize çekmekten ziyade, arama motorunun doğrudan referans göstereceği net ve yapılandırılmış veriler üretmeye çevirmelisiniz.
Artık Google anahtar kelimelerle değil, "varlıklar" (entities) ile çalışıyor. Eskiden "en iyi kahve makinesi" yazısı yazarken bu kelimeyi metne serpiştirirdik. Bugünün SEO dünyasında ise kahve makinesinin markası, çalışma prensibi, enerji sınıfı ve kullanıcı deneyimi gibi kavramların birbirleriyle olan ilişkisini kurmanız gerekiyor.
Eskiden "Dwell Time" (sitede geçirilen süre) çok önemli bir metrik olarak görülürdü. Ancak bu aldatıcı olabilir; bir kullanıcı aradığı cevabı bulamadığı için sitede 10 dakika vakit kaybediyor olabilir. Google artık "Value Time" yani "Değerli Süre" kavramına evriliyor. İçeriğinizin kalitesi, kullanıcının o sayfadan ayrıldıktan sonra tekrar arama kutusuna dönüp dönmediğiyle ölçülüyor (Pogo-sticking).
Teknik SEO (hız, mobil uyum, schema işaretlemeleri) artık sadece bir "giriş bileti". Bu özelliklere sahip olmak sizi sıralamaya sokmaz, ancak bunlara sahip olmamak sizi otomatik olarak eler. Fark yaratmak istiyorsanız, mimarinizi "kullanıcıyı bir noktadan diğerine taşıyan bir rehber" gibi kurgulamalısınız.
SEO bir yarış değil, bir güven inşasıdır. Google’ı değil, Google’ı kullanan insanı ikna ettiğinizde, zaten Google tarafından ödüllendirilirsiniz.